Ortadoğu’da tırmanan gerilimi dindirmek ve bölgeyi topyekûn bir savaşın eşiğinden döndürmek amacıyla Türkiye, Mısır ve Pakistan’dan oluşan üçlü bir diplomatik hat kuruldu. ABD medyasında geniş yankı bulan haberlere göre, her üç ülke de İran ve ABD arasındaki kopma noktasına gelen diyalog kanallarını yeniden canlandırmak için yoğun bir çaba sarf ediyor. Ankara, Kahire ve İslamabad yönetimlerinin, krizin daha fazla derinleşmesini engellemek adına yürüttüğü bu mekik diplomasisi, bölge barışı için kritik bir hamle olarak değerlendiriliyor.
Wall Street Journal (WSJ) tarafından konuya yakın üst düzey diplomatik kaynaklara dayandırılan kapsamlı rapora göre, Türkiye, Mısır ve Pakistan’ın dışişleri bakanları, süreci yönetmek adına bir dizi gizli ve açık görüşme gerçekleştirdi. Kaynaklar, üç ülkenin temsilcilerinin İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi ile sürekli temas halinde olduğunu, aynı zamanda ABD tarafında ise Donald Trump’ın Özel Temsilcisi Steve Witkoff ile diyalog zemini arandığını aktardı. Bu görüşmelerin temel hedefi, tarafları karşılıklı olarak kabul edilebilir bir ateşkes planı veya kalıcı bir barış anlaşması için aynı masa etrafında toplamak.
Müzakere sürecinin en kritik başlıklarından biri olan görüşme yeri konusunda ise iki ana seçenek ön plana çıkıyor: İstanbul ve Katar. Türkiye ve Mısır, İstanbul'un tarafsızlığı ve stratejik konumu nedeniyle bu tarihi zirveye ev sahipliği yapabileceğini savunurken, bazı bölge ülkeleri Katar formülü üzerinde duruyor. Ancak Katar yönetiminin, ABD ve diğer bölgesel güçlerin arabuluculuk taleplerine bu kez daha mesafeli durduğu, bu durumun da diplomatik süreci yavaşlatan unsurlardan biri olduğu ifade ediliyor.
İran tarafı ise müzakerelere katılım noktasında oldukça sert bir duruş sergilemeyi sürdürüyor. Tahran yönetimi, ABD'nin sunduğu şartları "kabul edilemez" olarak nitelendirirken, özellikle geçici bir ateşkes karşılığında Hürmüz Boğazı'nın yeniden uluslararası trafiğe açılması yönündeki önerileri kesin bir dille reddetti. İranlı yetkililerin, Pakistan’ın başkenti İslamabad’da ABD'li heyetlerle bir araya gelme teklifini de ellerinin tersiyle ittiği, mevcut askeri gerilim düşmeden masaya oturmayacaklarını yineledikleri bildirildi.
Diplomatik çabaların sonuçsuz kalmasındaki en büyük engelin ise taraflar arasındaki karşılıklı güvensizlik ve geçtiğimiz haftalarda yaşanan askeri tırmanış olduğu belirtiliyor. 28 Şubat tarihinde ABD ve İsrail tarafından gerçekleştirilen kapsamlı hava operasyonları, İran’ın siyasi ve askeri hiyerarşisinde ciddi kayıplara yol açmış, bu durum Tahran'ın Batı ile herhangi bir uzlaşı zeminine yaklaşmasını imkansız hale getirmişti. Saldırılarda İran’ın üst düzey yönetim kadrolarının hedef alınması, diplomatik çözüm arayışlarını büyük bir çıkmaza sürükledi.
Sonuç olarak, Türkiye, Mısır ve Pakistan’ın yürüttüğü bu üçlü diplomasi trafiği, bölgedeki yangını söndürmek için atılmış en somut adım olsa da, sahadaki askeri gerçekler ve tarafların uzlaşmaz politikaları barış umutlarını gölgelemeye devam ediyor. Bölge uzmanları, Ankara ve müttefiklerinin çabalarının devam etmesi gerektiğini, aksi takdirde krizin tüm Orta Doğu'yu içine alacak bir felakete dönüşebileceği uyarısında bulunuyor.